-
İhtiyaçlarını kurabiye ile satın alamazsın.
لا يمكنكِ شراء .ضروريات الحياة بالكعك
-
16, mutlaka riskli bir yaşam tarzı anlamına gelmez.
عمر "ستة عشر عاماً" لا يعني بالضرورة حياةً خطرة
-
Akşam yemeği, yemek. Yaşamak için gerekli, bunda büyütülecek bir şey yok.
العشاء؟ الطعام؟ إنه ضروري للحياة هذا ليس شئ كبير
-
Sevgili delikanlı, evlilik aldatmayı zorunlu kılar.
عزيزي، الزواج يجعل الخداع ! والتضليل ضرورة من ضروريات الحياة
-
Çok ilginç, hayatın zorunlu ihtiyaçları olmadan nasıl yapıyorsun?
من المدهش كيف أنك تعمل بدون ضروريات الحياة
-
Çocuk büyütmek çok masraflıdır.
الأطفال نفقة ضرورية من الحياة
-
Çaresiz zamanlarda almamız gereken önlemlerdi.
الاوقات العصيبة ضرورية فى الحياة.
-
Çünkü bir başkasının hayatını sona erdirmeyi içeriyor.
لأنه من الضروري أخذ حياة شخص أخر.
-
Tozlu taşra hayatı için gerekli bir şey bence!
انها ضرورية بالنسبة للحياة الضواحي المتربه
-
Bu dünyada her türlü insan var, efendim.
حسناً، التنوع ضروري لبقاء الحياة، سيدتي